SON DAKİKA

Haberaman

HABERAMANCA METİN KÜLÜNK VE GÜNDEM

HABERAMANCA METİN KÜLÜNK VE GÜNDEM
Bu haber 14 Haziran 2016 - 18:38 'de eklendi ve 295 kez görüntülendi.

İlk röportajımızı, İstanbul 1. Bölge Milletvekilimiz Metin Külünk Beyefendi ile yapma kararı aldık.

5f93b63b-278a-4f55-9811-f10bbc6a86290ğü

Görüşmeyi İstanbul’da yapmayı planlamışken Ak Parti olağanüstü kongresi münasebeti ile Metin Bey’in Ankara’ya gitmesi gerekince randevumuz salı günü Ankara şeklinde güncellendi.

Yani yeni kabinenin açıklanacağı güne erteledi, gündem yoğun gerilimli fakat sözleştiğimiz gibi İstanbul’dan Ankara’ya yola çıkarken randevumuzun iptal edilme olasılığını düşünmüyor değiliz.

Metin Bey tüm yoğunluğuna rağmen görüşmeyi iptal etmeyip bizi meclise davet ederek büyük bir nezaket ötesinde verdiği sözlere sorumlu tutumu ve  hassasiyeti ile gönlümüzde farklı bir yer edindi.

Röportajı size aktarmadan önce birde biz anlatalım Metin Külünk kimdir?

İnşaat mühendisi, akademisyen, yazar, şair, başarılı bir siyasetçi, STK’larda bir çok görev almış toplumsal sorunlara duyarlı idealist, manevi duyguları güçlü liyakat sahibi, iyi bir baba iyi bir evlat, güçlü bir lider, aklına eseni söyleyen, inandığı değerler uğruna sözünü de yumruğunu da esirgemeyen halk tabiri ile delikanlı, gözü kara, eleştiriyi seven mükemmeliyetçi zor biri…

Bu başarılı ve zor kişilikten sohbetimizin ilk cümlesinde nasibimizi alarak başlıyoruz röportaja sitemizi acımasızca eleştirerek başlıyor Külünk fakat bunun yapıcı pozitif eleştiriler olduğunu ekleyerek.

bb6e6589-9708-41b5-b910-5e5aa8b09b5e

Yapıcı eleştirilerini memnuniyetle karşılıyor ve önerilerini dikkatle not alıyoruz.

Sert ve dobra duruşunun esip gürlemelerinin ardında merhametli, naif bir kişilik seziyoruz ve çok güçlü bir hava dikkatimizi çekiyor odada hissettirmeden o anı fotoğraflıyoruz.

Meclisteki odasının penceresine konan güvercinlere bile sirayet eden huzur ve dinginlik..

Gündemin son derece ağır ve stresli rüzgarı bile kifayetsiz kalıyor odadaki huzurun hakimiyetini bozmaya….
Ve o atmosferde görüşmeye gitmeden hemen önce okuduğumuz Metin Külünk’e ait “Merhaba Hüzün” şiiri geliyor aklımıza…

2222ffea-3c25-48ee-a807-392de2b60a96

 

MERHABA HÜZÜN

Merhaba hüzün
Sabah
Uyandım, heyecanım vardı.
Alın teri sahipleri ile buluşacaktım.
Gözlerim yorgun
Rüyalarım bölünmüş
Ruhum gri
Karşı oda annemi ağırlıyor
Beyazlar içinde
Ruhu ile ten ak mı ak
Hoşça kal anne dedim.
Ne zaman geleceksin? dedi.
Hafta sonu
Oy oy tez geldi.
Hakkını helal et diyemedim.
Gözlerim patlayıp üzülmesin diye
Ama ruhum ruhum varya
Helal et hakkını ana diyordu.?
Koşarak geldim binaya
Omuzlarındaki ağır yük varya
Hakkımda verilmiş karara
Layık olma çabası
Bunca koşturma
Karşımda sevdiklerim
Kimi zaman incindiğim.
Kimi zaman öfkelendiğim
Sevdiklerim.
Bana koş koş diyorlardı.
Bende elime çantamı
Ruhuma hüznümü aldım.
Düştüm yola
Rastgele.
1982
19/10/2005

 

Duygusaldı, çalışkandı, hırslıydı, güçlü ve başarılıydı lakin güç ve başarı kolay gelmedi, altın tepside sunulmadı O’na tesadüflere inanmadı başarıya giden yolda.

Çalıştı çabaladı günlerce, gecelerce, yıllarca tırnakları ile kazıyarak geldi bu makama, şartlar acımasız ve ağırdı zafiyete yer yoktu.

Büyük hedefleri kutsiyeti olan idealleri vardı ülke sevgisi küreselleşen dünyada Türkiye’nin endişe veren durumu gibi… Sayısız eğitimler, seminerler verdi bila bedel bu uğurda …

Yarış zorlu, şartlar ağırdı bu maratonda…

Başarı basamaklarını azimle tırmanırken manevi kayıpları da oldu canını yakan, önce kıymetli babasını sonra annesini kaybetti helalleşmeye fırsat bile bulamadan öyle ki bu yara O’na şiirler yazdırdı hiç kapanmadan.

Güzel şeylerde yaşadı, evlendi, dünya tatlısı bir kız çocuğu oldu mesela.

O sert, hoyrat ,otoriter duruş beklide doğduğu coğrafyanın armağanıydı O’na 1960 Rize Güneysu doğumlu Külünk 4 çocuklu ailenin en küçük çocuğuydu.

67603098-1e47-4b02-8be7-ea48364b2f51

Okumak için göç eden idealist asker bir baba ve ümmi bir annenin evladı olan Külünk 1980’li yıllarda cezaevi ile de tanışmış tarifsiz işkencelere maruz bırakılmıştı inandığı değerler uğruna ..

Külünk’ün 56 yıllık yaşamında ki misyonunun ana fikri bize göre belki’de bu cümle…

“Öz eleştiriyi yaşamımızın merkezine yerleştirmek zorundayız. Dünya ne yazık ki etrafımızda dönmüyor. Evet, İslam dünyası belki de dünyanın omurgası diyebileceğimiz bir coğrafyada uzanıyor ama bu değer kullanılmazsa, boşluk başkaları tarafından doldurulacaktır. Üzerinde yaşadığımız topraklar medeniyetler mezarlığıdır ve ne yazık ki modernleşmeyi ve küreselleşmeyi inkar ederek yaşarsak, bizim de yerimiz burası olacaktır. “
Metin beyin hayatındaki fırtınalı bir dönemi Ondan öğrenelim;
Metin külünk; 1978 yılında Akıncı Liselilerin il başkanı oldum.

İstanbul’da çok ciddi mücadele içinde idik.

O dönemde beraber olduğumuz, şimdi değişik noktalarda görev yapan binlerce arkadaşım var.

Daha sonra beni Liseliler Genel Başkanlığı’na getirildim.

1979 yılında sıkıyönetim ilan edildi, Akıncılar Derneği kapatıldı.

Ama biz bir şekilde çalışmalarımızı devam ettirdik.

Aynı yıl Bolu’da kültürel bir kamp gerçekleştirdik.

Sorumlusu olduğum kamp jandarma tarafından basıldı.

Bir ay cezaevinde kaldım.

18 yaşındaydım ve ilk kez cezaevi ile tanışıyordum.

Bolu’da, otuz altı genç adamın sorumluluğunu üstlenmişsiniz, bir gece asker çeviriyor sizi ve silahları üzerimize doğrulmuş, namlularda mermiler “teslim ol” diyor.

Cezaevinden çıktıktan sonra, mücadelemize aralıksız devam ettik.

Sayın Başbakanımızın tekrar il başkanı seçildiği 1980 yılında, MSP il gençlik kolları kongresinde seçilerek yönetimde görev aldım.

Allah (cc), bu millete bir 12 Eylül daha göstermesin Bir sabah rahmetli babam yanıma geldi, “kalk ihtilal oldu,” dedi.

Televizyonu açtım.

Kenan Evren konuşuyor, 12 Eylül 1980 ve her şey bitti.

Bugün geriye dönüp 40 yıl öncesine baktığımda 12 Eylül kuşağı Türkiye’nin yüz akı kuşağıdır.

Siz ölümün ne demek olduğunu biliyor musunuz?

Ölüme severek gitmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz?

Sevdiğiniz, inandığınız değerler uğruna annenizi, babanızı, abilerinizi geride bırakarak namluya gitmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz?

O nesil, o nesil işte.

Yaşadık, o dönemlerde ölüm bizler için bir hiçti.

Kaç kez de ölümden döndük. İki kere bombayla havaya uçuruluyorduk.

Üç kez beni öldürmek isteyen bir kişi, geldi ve yüzüme itiraf etti.

İster sağda ister solda hiç önemli değil.

O cezaevlerinde çürüyenler, o Mamak işkenceleri.

Hem ülkücü hareket hem sol hareket içerisindekilerin yüzde 99’u samimiydi.

Hepsinin Türkiye diye bir derdi vardı.

Ben on sekiz yaşında dünyayı değiştirmeyi düşünüyordum.

12 Eylül’den sonra yaklaşık beş yıl mahkeme ve cezaevi sürecim var, girmeler çıkmalar.

Sonra Refah Partisi süreci başladı hayatımızda.

Başbakanımızla beraber İstanbul’un örgütlenmesinde görev aldım.

Ben ilk olarak yurtdışında Almanya’ya gittim.

Her yurt dışına gidip geldiğimde farklı bir dünyayla tanıştım. Her defasında farklı bir Metin Külünk olarak döndüm..

Şimdi gelelim günümüz gerçekleri ve Türkiye’nin beklide bir numaralı gündem maddesi olan başkanlık sistemi ve mülteci sorunu gibi başlıklardan oluşan sorularımıza aldığımız yanıtlara.

1. Son otuz yıldır ülkemizde tartışılan Başkanlık sistemi Hakkı’nda ne düşünüyorsunuz?

Değerli kardeşim Türkiye cumhuriyeti Devleti siyasi tarihi biraz geriye gidersek Osmanlı devleti döneminden bu yana siyasi yönetim şekli açışından, iç ve dış aktörlerin de baskı ve müdahalelerine maruz kalmaktadır.

Osmanlı’nın son dönemlerinde I. ve II. Meşrutiyet dönemleri ve Meclis-i Mebusan ile parlamenter sistemle tanışan Türk toplumu, bu dönemlerden itibaren savaşlar, darbeler gibi sebeplerle sürekli kesintiye uğrayan bir demokrasi tecrübesi yaşamıştır.

İttiahat ve terakki’nin yönetime el koyması ve darbe süreci ile başlayan sonrasında I. Dünya savaşı, İstiklal Savaşı süresince yaşanan siyasi olaylar sonucunda, 600 yıllık Osmanlı geleneğinin güçlü devlet başkanı dönemi sona ermiş ve padişahın tüm siyasi egemenlik hakları ve devlet başkanlığı yetkileri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Manevi şahsına devredilmiştir.

Yani kurucu meclis olan “Büyük Millet Meclisi” daha sonra “Türkiye Büyük Millet Meclisi” adını almış ve “Meclis Hükümeti” modeli ile milli mücadeleyi kurtuluş savaşını Cumhuriyetin ilanına kadar olan siyasi ve askeri süreçleri idare etmiştir.

Millet ve Devlet adına büyük bir güç ve yetki kullanan Türkiye Büyük Millet Meclisi daha sonra parlamenter sisteme doğru evrilmiş ve kurucu lider, Mustafa Kemal Atatürk’ün karizmatik ve güçlü liderliğiyle Cumhuriyetin ilk yıllarında hızlı bir kalkınma ve restorasyon yaşanmıştır.

Ancak o dönemde 1930’lardan sonra Mustafa kemal Atatürk’ü, Çankaya Köşkü’ne mahkum ederek hapsetmek isteyen akıl, Atatürk’ün Misak-i Milli kavramına ve geleneksel Osmanlı devleti ile süregelen güçlü Türkiye ve bağımsız Türkiye iddiasına sahip çıkmasını, Atatürk’ü pasifize ve tasfiye ederek karşı çıkmıştır.

O tarihlerde Atatürk’ü Çankaya Köşkü’ne mahkum eden iç ve dış destekli aktörler Atatürk’ün vefatından sonra çeşitli şekillerde siyasi sistemi etkisi altına almış, 1960’da 1970’te 1980’de 1998 de 28 Şubat ile, 2007 de 27 Nisan e-muhtırasıyla Türkiye’de siyaseti kontrol etmeye çalışmış müdahaleleri devam etmiştir.

Daha sonrasında hep beraber yaşadığımız Gezi Olayları ve 17-25 Aralık Darbe girişimi Türkiye siyasetini dizayn etmek isteyenlerin son denemelerdir. Şimdi de çözüm sürecini baltalayarak yeniden Türk-Kürt ittifakına karşı PKK, PYD, DHKPC ve DEAŞ vb terör örgütleri taşeron olarak kullanılmaktadır.

13 yıllık AK Partili yıllar boyunca, Türkiye tek parti iktidarının istikrar, güven ve moral ortamıyla, güçlü ve karizmatik lider R.Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, önemli bir değişim, dönüşüm, restorasyon ile Anadolu-Ankara ittifakı ve millet-devlet barışması yaşamıştır.

Devlet ile milletin arasında sorun olamayacağı, olmaması gerektiği düsturuyla; Roman açılımı, Kürt açılımı, Alevi açılımı gibi devletin ötekileştirdiği kesimler kucaklanmış, dindar kesim ve anadolu sermayesi ve girişimcisinin önü açılmıştır.

2- Sistemin özellikle hangi alanlarda ön açıcı olacağını düşünüyorsunuz?

Sistem özellikle yürütmede yaşanan yetki karmaşası ve siyasi aktörler arasındaki ihtilaf olmadan, sınırları daha net tanımlanmış görev alanları kesin olarak tarif edilmiş olacağından çatışma kaynağı olmayacaktır.

Yürütmenin etkisinde olmayan güçlü bir parlamento ile yasama erki, güçlü bir şekilde yürütmeyi denetleyen ve yasama faaliyetlerine odaklanmış, milleti temsil eden bir fonksiyonu icra edecektir.

Millet adına denetim yetkisini ve bütçe yetkisini kullanan, demokratik sistemin etkin bir şekilde işlemesi için yasama, yürütme veya yargı organlarının birbiriyle çatışmadan, kuvvetler uyumu ile birbirine engel olmak değil, aksine milletin yanında devletin geleceği için çalışan bir şekilde konumlandırılması en önemli kazanım olacaktır.

3. Sizce Türkiye’de başkanlık konusu iyi anlaşılmış mıdır? Ya da Ak Parti bunu yeterince anlatmış mıdır??

Açıkça söylemek gerekirse ve Türkiye de toplum siyasetin ilerisinde bir algılamaya ve öngörüye sahip durumda.

Türkiye’de siyasetin tepe kadrosu henüz uzlaşı ve anlaşma olgunluğunu gösterememişken tabanda her siyasi görüşten insanımız Yeni Anayasa ve Başkanlık sistemine belirli oranda kabul etmektedir.

Ben Yeni Anayasa ve Başkanlık konusunda Türkiye genelinde 100’ün üzerinde konferans ve toplantıda vatandaşımızla buluştum.

TV programları, Radyo, Gazete ve Dergi röportajları ile sosyal medya faaliyetleri ile ve sokakta caddede her ortamda bir siyasetçi olarak vatandaşımızla iç içeyim.

Sevinçle ve mutlulukla gözlemliyorum ki insanımızın algısı açık ve devletin ve milletin ali menfaatlerini düşünen toplumsal sağduyu ve merkezi akıl her şeyi gayet iyi görüyor ve anlıyor.

Bizler AK Partililer olarak tüm insanlarımıza anlatıyoruz bizim için diğer partili seçmenlerde aynı derecede muhatap, çünkü yeni anayasa AK Partiye ait olmayacak, AK Partinin bir eseri olmayacak, sadece toplum belirli kesiminin karar vereceği bir metin olmayacak.

Herkesin bir şekilde katkıda bulunduğu azami olarak kendisine ait hissettiği yerli ve milli bir metin olacak.

Kendi anayasamızı yazmış, kendi kendimizi anlatan kendimize göre yerli değerler ve unsurlara vurgu yapan özgürlükçü insan merkezli bir metin olacak. Olmalı.

4. Ağustos ayında Türkiye’nin iki önemli projesinin açılışı var. 3. boğaz köprüsü ve körfez köprüsü..

Hemen peşinden Kanal İstanbul geliyor. Tabi 3. Hava alanı da unutmayalım.

Bütün bu projelerin hikayesinin ve başarılarının halkımıza iyi anlatıldığına inanıyor musunuz?

Türkiye etrafında ki tüm krizler savaşlar ve içerideki terör belasına rağmen ekonomik göstergeleri ve enerjisini üst seviyede tutmayı başarmış, milletimizin feraseti ile Siyasi istikrarı sürdüren güçlü bir liderliği ve istikrarlı bir hükümeti olan bir ülke konumundadır.

Terör gibi iç ve dış kaynaklı belaları bertaraf etmiş ve yeni anayasasını yapabilmiş bir Türkiye dana büyük projelerle anılan bölge ve dünya barışına daha çok katkı sunan insani faaliyetlerini arttırarak sürdüren bir ülke olmaya devam edecektir.

3. köprü, 3. Havalimanı ve körfez köprüsü gibi projeler dünün Türkiye’si için büyüktü, bugünün Türkiye’si için normal ama yarının Türkiye’si için mütevazi projeler olacak inşallah.

Türkiye’nin potansiyeli hayalleri ve hedefleri 2023 hedeflerinin çok ötesine varacaktır.

Unutmayalım 2023 hedeflerini dünün Türkiye’si ile koymuştuk. Türkiyeyi bir an önce yarının Türkiye sine dönüştürebilirsek hep birlikte, yarın 2023 hedeflerine belkide 2023 den önce ulaşmış olabiliriz.

Her şey inanmak ile ilgili, kendimize, birbirimize, devletimize ve bu büyük millete inanıyorsak her şeyin daha kolay olduğunu göreceğiz.

5. 2019 seçimleriyle ilgili Ak Parti çalışmalara başladı mı? Neler yapıyorsunuz? 2023’ e Ak Parti’nin liderliğinde mi girilecek? Bu konuda ne dersiniz?

Mesele AK Parti tabelası değildir. Mesele bir iddiayı sahiplenmek, bir davaya inanmak ve bu yolda yürüyen ülkesine milletine inanan yerli ve milli kadroların yetiştirilmesidir.

Yerli ve milli düşünebilen bir muhalefet de 2023 hedeflerine yürüyecektir. Ancak mesele Yerli ve Milli duruşun bugün AK Parti kadrolarının inanmış ve mücadele ediyor olmasıdır, ve milletimiz ülkemizin ve devletimin başı olarak Sn Cumhurbaşkanımızın bu duruşuna inanmakta ve dimdik yanındadır.

6. Paralel devlette mücadelede sizce neredeyiz?

Recep Tayyip Erdoğan Türkiye için bu konuda büyük bir fırsattır, öleceksek bir kez ölelim diyecek kadar, kendi kadrolarını bu mücadele de motive eden tüm devlet mekanizmasını bu hastalıklı yapıdan yabancı istihbarat servislerine hizmet eden bu yapıdan söküp atmak çok önemli bir hizmettir.

Tereddüt etmeden acaba demeden devletine ve milletine inanan kadroların Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti liderliğinde paralel diye bir yapının sürmesine müsaade edilmeyecektir.

Büyük oranda kamuoyu nezdinde karşılıkları kalmamıştır ve hukuk içinde mücadele devam edilmektedir..

7d58f4a5-3271-4cc8-811a-HYS

EMİNE TUNCER

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA