SON DAKİKA

Haberaman
Halil Candan

O YERYÜZÜNÜN EFENDİSİ, İNSANA ÖĞRETMENDİ…

O YERYÜZÜNÜN EFENDİSİ, İNSANA ÖĞRETMENDİ…
Bu haber 10 Haziran 2016 - 13:27 'de eklendi ve 55 kez görüntülendi.

Size öyle bir peygamberden söz edeceğim ki, miraca sadece o gidebilmiş ve gelmiş geçmiş tüm peygamberlerin hocası imamıdır…

Alemlere rahmet olarak gönderilmiş ve yaşamı boyunca hep kadınlara çocuklara, mazlumlara, kölelere kola kanat olmuştur…

Ben Müslümanım dedikten sonra; eşine, çocuklarına ya da yanında çalışanlara haksızlık edenler, onların haklarını yiyenler, onlara şiddet gösterenler; yüce peygamberimizin şefaatinden mahrum  kalacaklaradır…

Sevgili Peygamberimiz 20 Nisan 571 Pazartesi günü Mekke’de doğdu Babası Abdullah, annesi Âmine, dedesi Abdülmuttalip, büyük babası Vehb, babaannesi Fatıma, anneannesi ise Berre’dir. Doğduktan sonra 4 yaşına kadar sütannesi Halime’nin yanında, bundan sonra 2 yıl boyunca da annesi Amine’nin yanında kaldı.

h11

6 yaşında iken annesi onu akrabalarıyla tanıştırmak ve babası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmek için Medine’ye götürdü. Hz Âmine, kocası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmiş, Hz Peygamber de Neccaroğulları’ndan akrabasıyla tanışmıştı. Âmine dönüşte Ebva denilen yerde hastalanıp vefat etti ve orada toprağa verildi. Bu sırada yolculukta kendileriyle birlikte olan Ümmü Eymen onu Mekke’ye ulaştırdı ve dedesine teslim etti.

 

6 yaşından 8 yaşına kadar dedesi Abdulmuttalib’in yanma kaldı. O da ölünce, vasiyeti üzerine amcası Ebu Talib ’in evine taşındı. Ebu Talib, Peygamber Efendimizin babasıyla hem baba hem de anne gibi kardeşti.

25 yaşma geldiğinde Hz Hatice ile evlendi. Hz Hatice bu esnada kırk yaşında idi ve onunla evlenmeye karar verişinde Sevgili Peygamberimiz “el- Emin: Güvenilir, dürüst” olarak tanınması birinci derecede rol oynamıştı.35 yaşma geldiğinde Kâbe hakemliği yaptı; Kâbe’nin tamiri sırasında Haceru’l-esved’in yerine konulması sırasında ortaya çıkan anlaşmazlığı, taşı bir yaygı üzerine koyup tüm kabile reislerine taşıtmak suretiyle giderdi, böylece kabileler arasında çıkması muhtemel bir kavgayı önlemiş oldu.

Peygamber Efendimiz 40 yaşlarına geldiğinde,Yüce Allah tarafından Peygamberlikle görevlendirilmiş oldu.

Peygamber Efendimizin İslam davetine evet diyerek ilk inanma şerefine Hz Hatice, Hz Ali, Hz Zeyd b Harise ve Hz Ebu Bekir eriştiler. Bunları Hz Osman, Abdurrahman b Avf, Sa’d b Ebi Vakkas, Talha ve Zübeyr Hazretleriyle diğerlerini takip ettiler.

Peygamberliğin ilk altı yılı dolarken Hz Hamza ve Hz Ömer gibi yiğitlik ve cesaretleriyle tanınan zatlar Müslüman oldu. 10. yılında peş peşe Hz Hatice ve Ebu Talib ölünce düşmanların eza ve cefaları bir kat daha arttı. Çünkü bunlar hatırlı insanlardı, çevreleriyle Peygamberimize destek veriyorlardı. Bu sırada Hz Peygamber, dış destek sağlamak amacıyla Taife gitti. Ne var ki Tabiiler İslam’ı kabul etmediler, Hz Peygamber’e destek vermediler, üstelik onu taşlattılar, üstü başı kan içinde kaldı, Taif dışında bir bağa sığınarak taşlanmaktan kurtulabildi.Ardı arkası kesilmeyen bu sıkıntılar devam ederken aynı günlerde Sevgili Peygamberimiz Mirac’ta İlahi ikramların doruğuna eriştirildi. Yüce Allah’ın huzuruna yükseltildi ve İlahi buyrukları, aracı olmaksızın dinleme ve alma imkânına kavuşturuldu. Bütün zorluklara rağmen Hz Peygamber İslam’ı tebliğ çabalarını sürdürüyordu. Birer yıl arayla 1 ve 2. Akabe Biatları yapıldı. Bunu takip eden zaman diliminde Yüce Allah’ın izni ve buna bağlı olarak Hz Peygamber’in müsaadesi üzerine Müslümanlar Mekke’den Medine’ye! Göç ettiler. İslam tarihi literatüründe buna, “Hicreti denilmiştir. En sonunda Sevgili Peygamberimiz de Ha Ebu Bekir ‘le birlikte Medine’ye göç etti. Efendimiz(sav) Medineli Müslümanlar yani Ensar ( Yardımcılar ) ile Muhacirler ( hicret edenler ) arasında kardeşlik kurdu.

 

Puta tapıcılarla Müslümanlar arasında Bedir, Uhud, Hendek, Müreysi gibi savaşlar oldu. Hz Peygamber’in sağlığında İslam elçisi dokunulmazlığı olduğu halde öldüren ve Medine’ye saldırmayı tasarlayan Hıristiyanlara karşı da Mute ve Tebük seferleri! düzenlendi, 630 yılında Mekke fethedildi. Hzl Peygamber, çıkmaya mecbur olduğu vatanına üstünlük! sağlayarak ve genel af ilan ederek girdi. Peygamber Efendimiz, 632 yılında hac esnasında! Mekke’de Arafat’ta yüz binden fazla Müslüman’a bir konuşma yaptı. İslam düşüncesinin bir özeti olan ve insan hakları bakımından çok mükemmel prensipler! içeren bu konuşma İslam tarihinde “Veda Hutbesi” diye anılmaktadır. İslamiyet’i sabırla, azimle, cesaretle, insanlara ulaştıran! Sevgili Peygamberimiz, 8 Haziran 632 Pazartesi günü hayata gözlerini yumdu, Allah’ın rahmetine kavuştu, cenaze namazı erkekler, kadınlar ve çocuklar olmak üzere sıra ile cenazenin bulunduğu hücre-i saadette kılındı ve orada toprağa verildi.

İKİ CİHAN SERVERİNİN SON SÖZLERİ; KÖLELER VE KADINLAR

“Ey Eshabım! Bilmiş olunuz ki, aranızdan ayrılmam yaklaştı. Kimin bende hakkı varsa, benden istesin. Benim yanımda sevgili olan, benden hakkını istesin veya helal etsin ki, Rabbime ve rahmetine bunları ödemiş olarak kavuşayım” buyurdu.

Sonra evine çekildi. Alemlerin efendisi, artık son anlarını yaşıyordu, mübarek dudaklarından,

“Aman! Aman! Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız! Onların üzerlerine elbise giydiriniz, karınlarını doyurunuz. Onlara yumuşak konuşunuz. Namaza, namaza devam ediniz. Kadınlarınız ve köleleriniz hakkında Allahü teâlâdan korkunuz!.. Ey Allah’ım! Beni yarlıga! Bana rahmetini ihsan eyle!.. Beni Refik-i ala zümresine kavuştur!..” cümleleri döküldü.

Cebrail aleyhisselam gelince de ona; “Allahü teâlâ kat üç muradım vardır: “Biri; ümmetimin günahkarlarına beni şefaatçı etmesi, ikincisi; dünyada yaptıkları günahlardan dolayı onlara azab etmemesi, üçüncüsü; Perşembe ve Pazartesi günleri ümmetimin amellerinin bana arzedilmesidir.” buyurdu.

Cebrail aleyhisselam, Allahü teâlâdan, bu üç arzusunun da kabul edildiği haberini verdi. Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz rahatladı. Son nefesinde bile “Namaza! Namaza! Ellerinizdeki kölelerinize…” diye tavsiyede bulunmaktan geri durmamakta idi. peygamberimizin en son sözü “Kadınlarınız ve ellerinizdeki köleleriniz hakkında Allah’dan korkunuz!” buyruğu oldu.

Ey Allahım! Bana, rahmetini ihsan et! Beni, Refik-ı ala zümresine kavuştur!” diyerek duaya devam ediyordu. Sonra, gözü evinin tavanına doğru dikildi ve “Allahım! Beni, Refik-ı ala zümresine kat!” diye dua etti. Sonra da gözlerini kapadı…

Merhamet ve şefkat timsali, iki cihan serveri peygamberimiz, yoluna kurban olduğumuz Muhammed’imiz; mazlumlara, kölelere, kadınlara çocuklara çok değer vermiş ve onlara zulüm edenleri şiddetle kınamıştır.

Bir gecede 8700 Mazlum Bosnalı’nın katliamına susan, binlerce çocuğun kilisede tecavüzüne göz yuman Vatikan nerde …… benim canım peygamberim nerde…

İyi ki Müslümanız elhamdülillah…

Halil CANDAN

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA