SON DAKİKA

Haberaman
Serpil DOĞAN KAPUCU

1915 ERMENİ TEHCİRİ SOYKIRIM MIDIR?

1915 ERMENİ TEHCİRİ SOYKIRIM MIDIR?
Bu haber 11 Temmuz 2016 - 14:58 'de eklendi ve 334 kez görüntülendi.

1915 ERMENİ TEHCİRİ SOYKIRIM MIDIR?

Birinci Dünya Savaşı yıllarında büyük acılar yaşandı. Anadolu’daki Türkler ve Ermeniler de bu acılardan nasibini aldı.

1915 Ermeni Tehciri yıllarca Ermeni Diasporası ve Batı medyası tarafından soykırım olarak tanıtıldı.

Türkiye’nin bütün girişimlerine rağmen maalesef bu ezber bozulamadı.

Diasporanın dünya gündemine getirebilmek için her türlü vasıtayı kullandığı 24 Nisan 1915 tehcirin değil, Ermeni toplumunun önde gelen isimlerinin tutuklanıp değişik şehirlerde ki kamplara gönderildiği ve talimatın uygulandığı günün tarihidir.

Tehcir Kanunu ise aynı senenin 27 Mayıs’ında çıkartılmıştır

Bu kadar uzun bir geçmişe sahip olmakla birlikte hakkında yaşanan ihtilafların günden güne arttığı benzer bir konuyu tarihte bulmak çok zordur. Yaşanan olayları hatırlamak adına biraz durum değerlendirmesi yapalım.

Esasında olayların birinci dereceden muhatabı olan II. Abdülhamid Han’ın, Ermeni meselesi konusundaki görüşleri de bu noktada büyük bir önem arz etmektedir. O, hatıralarında bu konuda şunları ifade ediyor:

Ermeni meselesi, Ermenilerin meselesi değildir. Rahat bir yürekle söyleyebilirim ki, Ermeni kavmi (milleti), Osmanlılığı en iyi benimsemiş, onu en iyi temsil etmiş bir kavimdir.

Medeniyetimize hizmet etmişler, devletimi­zin bekasına çalışmışlardır.

Ermenilerin bizden hiçbir şikâyetleri yoktu. Fakat Ruslar, Bulgaristan üzerindeki emel­­lerine ulaşınca, Osmanlı İmparatorluğu’ndan yeni bir parça daha koparmak için Ermenileri parmaklarına do­ladılar.

Gönderdikleri ajanlarla, önce papazları ve öğretmenleri ele geçirdiler, sonra da buldukları macera düşkünü Ermenileri bizim aleyhimize çevirdiler.

Hiçbir kavim, bağlı olduğu ülke zayıflarsa rahat durmaz. Bu sebeple, Ermenilerin de tek başlarına hiçbir güçleri olmadığı için, diğer kavimler gibi onlar da bir süre daha bekleyebilirlerdi.

Ancak tahrik ve fitne, bazılarını hemen ayaklandırmaya yetti. Çok geçmeden buna Fransızlar ve İngilizler de katıldılar. Osmanlı ülkesinden koparılacak yeni parçada, onlar da söz sahibi olmak istiyorlardı.

İlk Ermeni komitasının Türkiye’de değil de Paris’te kurulmuş olması, her şeyi ortaya koyar. Fitnenin başı dışarıdaydı. Ben, fitneyi bastırmak, Osmanlıları yanlış yollara sapmaktan kurtarmak için elimden geleni yaptım.”

Böylece; bazı devletlerin vaatlerine inanan Ermeniler, binlerce Türk ve Ermeni’nin ölümüyle sonuçlanan isyan ve katliamlara başlamışlardır. Amaçları kendilerine hedef gösterilen topraklarda bağımsız Ermenistan rüyasını gerçekleştirmekti.

Tehcirin “soykırım” değil, devletin o günlerdeki mecburiyeti ve daha da önemlisi “nefis müdafaası” olduğunu belirtmek gerekiyor.

Tarihler 1914 yılını gösterdiğinde Osmanlı devleti 1.Dünya savaşına katıldığında; Doğu’daki Ermeniler Ruslarla birlikte hareket etmişlerdir. Hatta Van’ı ele geçiren Ruslar burayı Ermenilere teslim edince burada ki Müslüman halkı katliama başlamışlardır.

Ağır bedeller ödeyen ve Ermenilerce katledilen masum Müslüman halkın on binlercesi hunharca öldürülmüştür.

Bütün tedbirlere rağmen Ermenilerin tahrikleri ve katliamları durmayınca; Osmanlı Devleti, 1915’te Doğu ve güneydoğu doğudaki 500.000 Ermeni’nin mecburen göçe zorlanması (tehcir ) kararını almıştır.

Asker himayesinde Irak, Suriye ve Ürdün’e sürgün edilen Ermenilerden bazıları yolda ağır yol şartlarından ve açlıktan bazıları da daha evvel yakınları Ermeniler tarafından katledilen bazı sivil ahali tarafından öldürülmüşlerdir.

Savaş sonrasında Ermenilere geri dönüş izni verilmiş; 1919-1921 arasında 350 binden fazla Ermeni tekrar Anadolu’ya geri dönmüştür. 

Ermeni soykırımı iddialarına karşı duruşuyla bilinen Amerikalı tarihçi ve Osmanlı uzmanı Profesör Justin McCarthy bu konuyla ilgili görüşlerini şöyle ifade ediyor;

“ 1915 olaylarını ben savaş olarak tanımlıyorum. O dönemde birçok Ermeni ayaklandı ve Osmanlıyla savaştı. Osmanlar da onlarla savaştı. Ermeniler Kürtleri öldürdü, Kürtlerde Ermenileri. Herkes birbirini öldürdü ama “soykırım” yaşanmadı herkesin birbiriyle savaştığı bir olaya soykırım denemez.”

En son Almanya’nın kabul etmesiyle 29 ülkede kabul edilen ve bir şekilde dünya kamuoyunda aktif bir şekilde yerini koruyan mesele uzaktan bakıldığında her şey Türkiye’nin soykırımı kabul üzerine kurgulanmıştır.

Geçtiğimiz Haziran ayında Papa Franciscus, Ermenistan’ı ziyaret etti. Sözde Soykırımın anıtına çiçek koydu ve yine “soykırım” ifadesini tekrarladı. İlk olarak, 1915’in 100. Yıldönümü münasebetiyle geçen sene Vatikan’da düzenlenen ayinde, ilk defa soykırım ifadesini kullanan Papa, acaba Türkiye’ye ve dünya ya hangi mesajları göndermektedir.

Peki, soykırım iddiasının arka planında hangi tezler var? , ve Türkiye Ermeni Soykırımı’nı tanırsa hangi durumlarla karşı karşıya kalır?

Yakından baktığımızda, Türkiye’nin yaşanmış acı olaylar karşısında bazılarına göre en azından bir özür dilemesi gerekiyor. Devlet kademesinden gelecek bir özür masum bir özür olarak yerini alabilir mi diye düşünmeden edemiyor insan. Zira Türkiye’nin devlet olarak soykırımı tanıdığını ifade etmesi ve ardından resmi olarak da sorumlu kabul edilirse, bu konuda uluslararası adalet divanına da yargılama başlayacağı öngörülmektedir.

Peki, Ermeniler Türklerden Ne İstiyor?

Ermenistan ne talep ediyor? Ulusalcı Ermeni tarihçiler Türkiye’den üç şey bekliyor; birincisi soykırım yaptığını kabul etmesini, ikincisi tazminat ödemesini, üçüncüsü de Kars, Ardahan, Erzurum ve Van’ın Ermenistan Cumhuriyetini verilmesini istiyorlar.

Şu aşamada iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için umut var mı?

Gidişat durumun hiçte beklenilen şekilde olmayacağını göstermektedir. Eğer Türkiye zenginleşme ve güçlenmeye devam ederse bu durum unutulacaktır.

Genellikle güçlü ve zengin ülkeler için bu geçerlidir. Ermeni lobisinin dünya kamuoyuna yanlış ve yanlı bilgiler vermesi ve bu iddianın Papa dahil birçok ülke tarafından soykırım olarak tanınmasının ardındaki gerçek yanlı ve taraflıdır.

Ellerinde milyonlarca insanın kanı bulunan, kadın ve çocuk demeden Müslümanları öldüren sözde soykırım tasarısını kabul eden ülkeler dönüp önce kendi tarihlerine bakmalılardır.

Ermeni katliamı iddialarıyla suçlanan Müslüman Türk milletinin katliam yapmadığı halde suçlamaya devam edilmesi tarihi değil sadece siyasidir. Osmanlı arşivlerini açan Türkiye cumhuriyeti bu iddialara en güzel cevabı vermiştir

Son olarak Sayın Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde arşivlerin açılmasıyla ilgili olarak “Gönülleri açık olmayana arşivleri açsak ne olur?” cümlesi niyetleri çok güzel özetlemektedir.

SERPİL KAPUCU

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA