SON DAKİKA

Haberaman

HABERAMAN’CA CELALETTİN GÜVENÇ

HABERAMAN’CA CELALETTİN GÜVENÇ
Bu haber 28 Haziran 2016 - 20:00 'de eklendi ve 503 kez görüntülendi.

IMG_3569

Yine keyifli, yine heyecanlı bir Haberaman’ca söyleşi için İstanbul’dan çıkıyoruz yola.

Yolculuk nereye mi?

Yine Ankara.

Kahramanmaraş vekilimiz, İçişleri Komisyon Başkanımız Celalettin Güvenç Bey’in misafiri olacağız kısmetse bu defa.

Randevu saatimize yetişmek için yol alırken tatsız bir haber alıyor ve nezaketsizlik olmazsa randevuyu iptal etmek istiyoruz o anda…

Düşünceli yorgun ve mutsuz varıyoruz makamına.

Kapı açılıyor; samimiyeti, gülen yüzü ve mütevazı duruşu ile karşılıyor bizi vekilimiz.

İlk cümlesi :

IMG_5368

“ -Benim için mi geldiniz İstanbul’dan Ankara’ya?”

Hiç beklemediğimiz bu samimi karşılama mutsuzluğumuzu dağıtıyor.

Üzülmesin diye “Evet” diyoruz ama şimdi çağırsa yine gideriz onun için İstanbul’dan Ankara’ya.

Hal hatır faslından sonra soruyor, “Geçiyor musunuz kayda?”

Bilmiyor ki ne bir kayıt cihazı, ne bir ajanda alacak fırsatımız olmuş o karmaşada; teknoloji harikası telefon bile donmuş geçmiyor kayda.

Mevlana’nın hikmet dolu sözü geliyor aklımıza:

“Kâl dili yetmez Hâl’i anlatmaya, gerek yok her sözü laf ile beyana, bir bakış bin söz eder bakıştan anlayana”

Bırakıp kâl dilini, hâl dili ile başlıyoruz anlaşmaya.

Ajandamız ve kayıt cihazımız olmasa da.

Randevu netleştikten sonra giriştik derin, hummalı bir  araştırmaya.

Haberler, röportajlar, sosyal medya, Wikipedia, hatta Ekşi Sözlük’e varana dek bir araştırma…

1959 Kahramanmaraş doğumlu ümmi bir anne ve bileğinin hakkıyla parasını kazanan onurlu bir babanın 4 evladından biri olan Celalettin Güvenç, başarılı bir bürokrat ve lider olmanın ötesinde bir deha.

Dört kardeşlermiş aslında, bir kardeşlerinin vefat ettiğini söylediğinde yüzünde beliren hüzün hala aklımızda.

Üç kardeşin üçü de eğitimli, başarılı ve lider. Ama bize göre Celalettin Bey’in enerjisi bir başka.

JKLÇI

Üç kardeşin de başarılı olması tesadüf olamaz. Bu başarının hikmeti ne ola?   

Anne Huriye Hanım her akşam toplarmış aileyi sofra başına, akıllı telefonların olmadığı zamanlarmış, sohbetler edilirmiş sofrada tüm aile bir arada.

Baba ise eğitimin, eğitimli insan olmanın önemini aşılamış çocuklarına “öngörü” ve “fedakarlık” duygusuyla.

Evlatları istemiş o da okutmuş. O zamanda üç çocuk okutmak hiç kolay olmasa da.

Hukuk okumak istemiş Celalettin Güvenç.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş iyi bir derece ve onurla.

Öyle ki “yılın annesi” seçilmiş Huriye Hanım yetiştirdiği evlatlarla.

Celalettin Bey de tıpkı babası gibi hukuk okutmuş kendi çocuklarına, hatta damadı bile hukukçuymuş. Haklı bir gurur duyuyor bu durumla.

– Hukuk okuma kararı size mi yoksa aitti etkilendiğiniz biri var mıydı?

– Benim kararımdı, ben tercih ettim. Ama çocuklarıma hukuk okumaları konusunda ben etki ettim. İyi mi ettim kötü mü ettim bilmiyorum ama mutlular.

– Nereden geliyor bu hukuk aşkı?

– Toplumsal sorunları kavrama ve çözme noktasında, huzur arayışında, huzurun belli ilkelerle güvence altına alınmasında hukuk önemli bir yapı taşıdır ve hukuk herkese lazımdır.

Geçmişten günümüze… Celalettin Güvenç kimdir?

Celalettin Bey Devrek Kaymakam Yardımcılığı ile başlar kariyer yaşamına. Şanlıurfa’nın ilk Büyükşehir Belediye Başkanı olur. Başbakanımız’ın ricasıyla memleketi Kahramanmaraş’tan milletvekili adayı olduğunu “Memleketime hizmet etmek istiyorum” diyerek açıklar ve 1 Kasım seçimlerinde hemşehrilerinin teveccühü ile Kahramanmaraş milletvekili olur.

 Şanlıurfa Belediye Başkanlığı sürecinizi anlatır mısınız?

İnanılmaz işler yaptık biz Şanlıurfa’da.

Aşkla yaptık, inançla yaptık, Peygamberler şehrine hizmet etmenin onuru ile yaptık.

Hiç hak etmediğimiz haksız, sert ve anlamsız bir muhalefete rağmen yaptık hizmetlerimizi.

Kentsel dönüşümle ilgili Bakanlar Kurulu’ndan 11 tane karar çıkardık.

4000 km yol yaptık. İçme suyu konusunda, köy ve ilçe merkezlerine parke taşı yapılması konusunda ciddi hizmetlerimiz oldu. Kısa sürede çok iş yaptık.

Dünya mültecilere kör ve sağırken, Türkiye’ye geçiş yapan 2 milyon mültecinin neredeyse 500 bini Urfa’ya geldi. “Ensar olmak” düsturu ile her gün 18 bin mülteciye sıcak çorba sunduk. Çocuklara eğitim imkanları sağlanması, geçici kamplardaki alt yapı ve ilaçlama çalışmaları gibi birçok hizmetle, Belediye Başkanlığı dönemimizde Urfa halkını nasıl kucakladıysak, mülteci kardeşlerimize de aynı şekilde kucak açabildik. Allah’a şükürler olsun.

Bunların hepsinden daha önemli olan bir şey var ki, diye ekliyor Güvenç:

Urfalı olmasa bile bu ülkenin bir evladının aşk ve şevkle o ile hizmet edebileceğini göstermek, insanları kucaklayabileceğini göstermek; devletin, belediyenin kapılarını sonuna kadar açmak, açabilmek; bu bilincin oluşmasını sağlamak ve asla yukarıdan bakmamak.

İşte biz bunu başardık Şanlıurfa’da.

Sn. Güvenç’in Belediye Başkanlığı sürecinde geleceğimiz olan çocuklarımıza merhamet duygusunu aşılamak amacıyla USTA-DER işbirliği ile gerçekleştirdiği, Osmanlı zamanında sokak hayvanları için hayata geçirilen barınak hizmetini örnek alan “Şanlıurfa’da Birlikte Yaşıyoruz” projesi kapsamında 3 bin tane kuş evinin kentin çeşitli noktalarına asılması projesi, bize göre Güvenç Bey’in merhamet duygusunun nasıl gelişmiş olduğunun önemli bir göstergesidir. Kuşların barınmasını, içeceği suyu dert edinen bir başkan Şanlıurfa halkını kim bilir nasıl bağrına basmıştır diye düşünmeden edemiyoruz.

IMG_5372

Yıllarca ülkenin kanayan yarası olan Kürt meselesinin temelinde sizce ne var? Nasıl çözülür bu sorun?

Bu ülkede bin yıldır beraber yaşadığımız Kürt kökenli vatandaşlarımız var, belli ki bunların problemleri var, bu problemleri istismar edenler var.

Uç noktalara götürenler, işleri silahla çözmeye kalkanlar var; iç güçler var, dış güçler var.

Otuz yıllık bir silahlı mücadele dönemi var. Bu otuz yılda kan akmış, batıdaki her Türk evinden bir asker çocuk ölmüş, doğudaki her Kürt evinden bir Kürt genci ölmüş.

Bu fakir milletin kaynakları bu işe harcanmış. Oluk oluk kan akmış… Sonuç: Kin büyümüş, nefret büyümüş.

Eğer bu ülkede işsizlik yüzde 5 olsaydı, Türkiye hedeflediğimiz dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girseydi bu bölücü örgüt, fakir Kürt çocuklarını ölüme gönderemeyecekti. Askerimizin ve polisimizin üstüne gönderemeyecekti. Çünkü her birinin işi gücü olacaktı, ailesi olacaktı. Hayatı bileceklerdi, dünyayı bileceklerdi. Bu kadar kolayca 17-18 yaşında ellerine keleş alıp, dağlara çıkmayacaklardı.

Ekonomi büyümüyor, pazar büyümüyor, eğitim gelişmiyor. Körpe yavrular heder oluyor, önümüzü tıkıyor bu konu. Bunu toplum da görüyor, Kürt halkı da görüyor, Türk halkı da görüyor; devlet de, halkın seçtiği hükmet de çok iyi görüyor ve bunu çözelim diyor.

Kürt sorunu denen konuyu çözmek zorundayız.

Bizim inancımıza göre, Allah insanları kavim kavim yaratmıştır. Niçin? Zenginlik olsun, birbirleriyle alışveriş yapsınlar, görüşsünler, paylaşsınlar, üretsinler diye. Arap’ın Acem’e, Kürt’ün Türk’e üstünlüğü yoktur.

Bazı kesimler çok ideolojik bakıyor. Tek taraflı okumayacağız, iki taraflı okuyacak ve analiz yapacağız.

Güneydoğu’ya yapılan ciddi yatırımlara rağmen Kürt halkı HDP’yi meclise taşıyarak sorunlarını siyaset yoluyla çözmesi için imkan tanımıştır. Sulh ile anlaşmak varken silahlardan vazgeçmeyen bölücü örgüt ve siyasi uzantılarının sebep olduğu bu çatışmalı ortamdan devletin ve Ak Parti hükümetinin memnun olmadığını Cumhurbaşkanımız’ın beyanlarından biliyoruz. Arada kalan Kürt halkının makus talihi ne olacak ve ne zaman bitecek bu çatışmalı ortam?

PKK terör örgütü silahları gömmediği sürece ne yazık ki bu çatışmalı ortam devam edecek. Örgütü silahları bırakma noktasında samimi bulmuyoruz.

Kürt halkının bugünkü hükümet ve devletle artık bir sorunu kalmamıştır. Geçmişte elbetteki Kürt halkına birçok yanlışlar yapıldı. Dersim’de yaşananlar…

Kürtçeyi ağzına alamazsın diye yasa çıkartmıştı bu ülke, Kürtçe kaset çıkartamazsın demişti. Bugün komik geliyor. Kürtçe kurs açamazsın demiş, komik geliyor.

Devlet bugün Kürtçe televizyon açmış, bakan çıkıp kürsüde Kürtçe konuşuyor. Bugün bunların bir zararı olmadığını gördük.

Ak Parti hükümeti dönemi ile birlikte yaralar sarılmaya başlanmış; öncelikle Kürt sorunun varlığı inkar edilmenin aksine kabul edilirken, Kürt halkından bir nevi özür dilenmiştir.

Aslında bilinenin aksine Kürt ile Türk’ün arasında dili saymazsan kültür farkı yoktur. Benim damak zevkimle Hakkari’nin damak zevki aynı, hiçbir fark yok.

Düğün bir, devlet bir, ölü bir, mevlit bir, kırkı bir, yedisi bir, sekizi bir. Her şeyi bir.

Örgütün tek argümanı olan Kürt dili artık özgürce kullanılır olmuş.

Ak Parti hükümeti döneminde Güneydoğu’ya ciddi yatırımlar yapılmış.

Örgüt silahları gömene kadar devletimiz gereğini yaparken bir yandan da Güneydoğu’ya yatırımlar hızlandırılacak, yaralar sarılacak ve bu durumun gerekçeleri halkımıza anlatılacaktır.

– Senelerce önemli görevler üstlenmiş ve başarılı olmuş bir bürokrattınız. Daha sonra seçilmiş, başarılı bir belediye başkanı ve vekil oldunuz. Bu görevlerden hangisi sizin için daha zordu?

Hepsinin kendine göre zorlukları var. Allah’ın izni ile verilen tüm görevleri sadakat, liyakat ve samimiyetle yerine getirdik. Sevgi ile yapılan hiçbir görev bizi zorlamaz.

Başarınızın sırrı nedir?

-Koltukların, makamların hatta insanların bu hayatta kalıcı olmadığını bilmek sizi doğru işler yapmaya sevk ediyor. Biz buna inandık ve bu şuurla bugünlere geldik. Bundan sonra da böyle olacaktır.

IMG_5388

EMİNE TUNCER

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA